Müslüman Kadın Sere Serpe Ortalıkta Dolaşmaz
Müslüman Kadın Sere Serpe Ortalıkta Dolaşmaz
Mehmet Şevket Eygi
01.09.2007
OSMANLI devleti zamanında hiçbir Padişah, hiçbir Sadrazam, hiçbir paşa, hiçbir bürokrat karılarını yanlarına alıp toplumsal ve kamusal alana taşımamıştı.
İslâm dininde, tesettürlü de olsa Müslüman devlet adamlarının kadınları erkeklerin arasına karışmaz.
Osmanlı toplumunda Müslüman kadınlar trenlerde, vapurlarda, tramvaylarda kendilerine mahsus (özel) bölümlerde seyahat ederlerdi.
Yine Müslüman hanımlar lokanta ve muhallebicilerin ailelere tahsis edilen bölümlerinde yemek ve tatlı yiyebilirlerdi. O bölgeye, kocaları da olsa erkekler giremezdi.
Sayın kişi dindar bir Müslüman imiş, refikası başörtülü imiş... Yüksek tepeye çıkınca hanımı ile birlikte resepsiyonlara (davetlere, toplantılara, içkili ziyafetlere) katılacakmış.
İslâm'da böyle bir şeyin yeri yoktur.
Böyle bir şey dindarlıkla, Müslümanlıkla kabil-i telif değildir.
Bana inanmayan gerçek, icazetli, geleneksel çizgide olan takvalı fakihlere ve müftülere sorsun.
Meclis (veya millet) bir zatı devlet başkanı seçiyor, karısını değil.
Dindarlık ve takva, başına bir bez parçası örtmekle olmaz. Dinin muhkem, kesin, zarurî hükümlerine ve kurallarına da uymak gerekir.
1950 ile 1960 arasında başbakanlık yapan Adnan Menderes'in hanımı pek ortada görünmezdi.
Celal Bayar'ın refikası Reşide hanımefendi kendi isteği ile gölgede kalmıştır.
İsmet Paşa'nın eşi Mevhibe hanımefendi, bugünkü first lady’ler gibi ortada fink atmazdı.
Cumhurbaşkanlarının eşlerinin, sanki ikinci bir devlet başkanı gibi ön planda görünmeleri Merhum Turgut beyin zamanında olmuştur.
Birtakım reformcu, değişimci, yenilikçi, light İslâmcı, indirilmiş (münzel) din taraftarı değil de uydurulmuş din taraftarı bozuk ilahiyatçılara sorarsanız onlardan her türlü aykırı ve ters fetvayı alırsınız.
Birtakım Müslümanlara hitap ediyorum: Takva ve dindarlık ile fısk, fücur ve günahı birbirine karıştırmayalım.
“Bizim istediğimiz İslâm..." diye bir şey olamaz. Allah'ın bildirdiği, Resulullah’ın tebliğ ettiği, 14 asırdır müctehidlerin, fukahanın, salihlerin anlattıkları İslâm'ı ölçü alalım.
Dindar, eşinin başı örtülü bir Müslüman devlet başkanlığı makamına geçerse sayın eşi gölgede kalmalı, resepsiyonlara mesepsiyonlara katılmamalıdır.
Böyle bir şey laikliğe aykırı olmaz. Din, inanç, inandığı gibi yaşamak hürriyeti kapsamındadır.
Mehmet Şevket Eygi
01.09.2007
OSMANLI devleti zamanında hiçbir Padişah, hiçbir Sadrazam, hiçbir paşa, hiçbir bürokrat karılarını yanlarına alıp toplumsal ve kamusal alana taşımamıştı.
İslâm dininde, tesettürlü de olsa Müslüman devlet adamlarının kadınları erkeklerin arasına karışmaz.
Osmanlı toplumunda Müslüman kadınlar trenlerde, vapurlarda, tramvaylarda kendilerine mahsus (özel) bölümlerde seyahat ederlerdi.
Yine Müslüman hanımlar lokanta ve muhallebicilerin ailelere tahsis edilen bölümlerinde yemek ve tatlı yiyebilirlerdi. O bölgeye, kocaları da olsa erkekler giremezdi.
Sayın kişi dindar bir Müslüman imiş, refikası başörtülü imiş... Yüksek tepeye çıkınca hanımı ile birlikte resepsiyonlara (davetlere, toplantılara, içkili ziyafetlere) katılacakmış.
İslâm'da böyle bir şeyin yeri yoktur.
Böyle bir şey dindarlıkla, Müslümanlıkla kabil-i telif değildir.
Bana inanmayan gerçek, icazetli, geleneksel çizgide olan takvalı fakihlere ve müftülere sorsun.
Meclis (veya millet) bir zatı devlet başkanı seçiyor, karısını değil.
Dindarlık ve takva, başına bir bez parçası örtmekle olmaz. Dinin muhkem, kesin, zarurî hükümlerine ve kurallarına da uymak gerekir.
1950 ile 1960 arasında başbakanlık yapan Adnan Menderes'in hanımı pek ortada görünmezdi.
Celal Bayar'ın refikası Reşide hanımefendi kendi isteği ile gölgede kalmıştır.
İsmet Paşa'nın eşi Mevhibe hanımefendi, bugünkü first lady’ler gibi ortada fink atmazdı.
Cumhurbaşkanlarının eşlerinin, sanki ikinci bir devlet başkanı gibi ön planda görünmeleri Merhum Turgut beyin zamanında olmuştur.
Birtakım reformcu, değişimci, yenilikçi, light İslâmcı, indirilmiş (münzel) din taraftarı değil de uydurulmuş din taraftarı bozuk ilahiyatçılara sorarsanız onlardan her türlü aykırı ve ters fetvayı alırsınız.
Birtakım Müslümanlara hitap ediyorum: Takva ve dindarlık ile fısk, fücur ve günahı birbirine karıştırmayalım.
“Bizim istediğimiz İslâm..." diye bir şey olamaz. Allah'ın bildirdiği, Resulullah’ın tebliğ ettiği, 14 asırdır müctehidlerin, fukahanın, salihlerin anlattıkları İslâm'ı ölçü alalım.
Dindar, eşinin başı örtülü bir Müslüman devlet başkanlığı makamına geçerse sayın eşi gölgede kalmalı, resepsiyonlara mesepsiyonlara katılmamalıdır.
Böyle bir şey laikliğe aykırı olmaz. Din, inanç, inandığı gibi yaşamak hürriyeti kapsamındadır.
Konular
- Yaptıklarımızın Hesabını Vermeye Hazırlıklı Mısınız.
- Kur'an Nasıl Bir Devlet Yönetimini Öneriyor.
- Kendimize Rab lar Edindiğimizin Farkında Bile Değiliz.
- Sesli düşler
- Ömürden Kaybolan Bir Senemiz
- Yardıma ihtiyacım var
- Hakan Kenan Hoca
- Türkiye'nin Gururu Lingerium
- Zorunlu Trafik Sigortası
- Kur'an ın Bizlere İndirilme Amacını Doğru Anlamalıyız.
- Rivayetleri Aklamak Adına, Kur'an a Saygısızlık Yapmayalım.
- Allah ın Affetmesi, Şefaati Konusunu Nasıl Anlamalıyız.
- Hac Suresi 47, Zümer Suresi 42. Ayetlerin. Ölüm Ve Rüya İlişkisi.
- Allah ın Sınırlarını Aşarak, Kafirlerden Olmak İstemiyorsak.
- Kur'an neden arapça indirilmiştir. Zuhruf 2-3. Fussilet 44. Ayet.
- Elbette tek vatan bö-lü-ne-me----yiz
- Bizleri dinden saptıran en büyük yanlışımız.
- Çalışanlarınızın network trafiğini DeskGate ile inceleyin
- DeskGate en iyi sirket guvenlik programi
- Pekala ölmüyormuyuz
- Siber saldırı ve afetlere karşı veri yedekleme yazılımı DeskGate
- Işsizlik sel gibi
- Ad adres telefon
- Nuhilik (noahidizm)
- Isa beklenen yahudi mesih midir?
- Cümle kapısı..
- Karagöz İle Hacivat Konuşmaları 3
- Nasreddin Hoca Fıkraları
- Allah ın resulünün bizlere örnek oluşunu, hangi kaynaktan öğrenmeliyiz?
- Ayşecik İle Yasemin Sultan