Pusula
[color=blue]Pusula
Hamdi amca, Mücahit’i bir Cuma namazında camide görmüştü. Namazdan sonra yanına yaklaşarak dedi ki:
—Delikanlı senin gibi gençleri camide görmek, beni umutlandırıyor. Aferin sana hep gel camimize olur mu?
—Efendim, aslında ben bu civarda oturuyorum; ama bu camiye gelmiyordum, bir arkadaşımla başka bir camiye gidiyorduk. Arkadaşım artık benden ayrıldı, ben de bu camiye geleyim dedim.
—Ya neden ayrıldı senden?
—Aslında iyi çocuktur Murat. Babası ölünce bocaladı, etrafında onunla ilgilenecek akrabalarından da kimse olmayınca başıboş ne yapacağını bilemez bir halde sağda solda gezmeye başladı. Bu arada bir kız takılmış peşine, bu istemeyip kaçtıkça kız daha ısrarcı olmuş sonunda kafalamış bizimkini. Dershane falan derken, ilgilenen de olmayınca, önce namazı bıraktı, sonra arkadaşlardan uzaklaştı, şu anda kaybolmak üzere…
—Ne demek kaybolmak evladım, yolu bilmiyor mu bu çocuk?
—Amca, bu arkadaşımın bir tanesi... Böyle çok arkadaşım vardı, hepsi şu an yok, senin anlayacağın, kayıplara karıştılar. Kayıp yani.
—Peki, bu kadar kayıp arasında sen nasıl kaybolmuyorsun?
—Amcacığım benim pusulam var, ben kaybolacağımı anladığım zaman o pusulaya bakıp yolumu düzeltiyorum.
—Bahsettiğin nasıl bir pusulaymış acaba, pek merak ettim. Herkese verelim bu pusuladan da, kaybolmasınlar.
—Bu çok hassas bir pusula, herkeste olsa da, çoğu kullanamıyor. Kullanmayınca da, yönünü bulamıyor.
—Neden ki evlat?
— Ailenin ilgisizliği ve çevrenin olumsuz etkileri gibi bazı sebepler varsa da, bu daha çok nasip meselesi amca, nasip meselesi...
—Seni çok sevdim, ara sıra uğrasan da sohbet etsek, ben hep bu camideyim.
—Ben de sizi sevdim, inşallah tekrar geleceğim, sizinle sohbet etmek çok güzel. Allahaısmarladık.
—Doğrusu, yıllar var, ben de senin gibi akıllı bir delikanlıyla sohbet etmemiştim. Çok sevindim, var git selametle, gene gel sohbet edelim seninle.
Hamdi amca, hakikaten de yıllardır dişe dokunur bir gençle karşılaşmamıştı. Mücahit’in dediklerini düşünüp, (Gençliğinden beklenmeyecek laflar etti, çok şaşırdım doğrusu, demek hâlâ böyle evlatlar yetişiyormuş) demekten kendini alamadı.
Z. ALKAN
[/color]
Hamdi amca, Mücahit’i bir Cuma namazında camide görmüştü. Namazdan sonra yanına yaklaşarak dedi ki:
—Delikanlı senin gibi gençleri camide görmek, beni umutlandırıyor. Aferin sana hep gel camimize olur mu?
—Efendim, aslında ben bu civarda oturuyorum; ama bu camiye gelmiyordum, bir arkadaşımla başka bir camiye gidiyorduk. Arkadaşım artık benden ayrıldı, ben de bu camiye geleyim dedim.
—Ya neden ayrıldı senden?
—Aslında iyi çocuktur Murat. Babası ölünce bocaladı, etrafında onunla ilgilenecek akrabalarından da kimse olmayınca başıboş ne yapacağını bilemez bir halde sağda solda gezmeye başladı. Bu arada bir kız takılmış peşine, bu istemeyip kaçtıkça kız daha ısrarcı olmuş sonunda kafalamış bizimkini. Dershane falan derken, ilgilenen de olmayınca, önce namazı bıraktı, sonra arkadaşlardan uzaklaştı, şu anda kaybolmak üzere…
—Ne demek kaybolmak evladım, yolu bilmiyor mu bu çocuk?
—Amca, bu arkadaşımın bir tanesi... Böyle çok arkadaşım vardı, hepsi şu an yok, senin anlayacağın, kayıplara karıştılar. Kayıp yani.
—Peki, bu kadar kayıp arasında sen nasıl kaybolmuyorsun?
—Amcacığım benim pusulam var, ben kaybolacağımı anladığım zaman o pusulaya bakıp yolumu düzeltiyorum.
—Bahsettiğin nasıl bir pusulaymış acaba, pek merak ettim. Herkese verelim bu pusuladan da, kaybolmasınlar.
—Bu çok hassas bir pusula, herkeste olsa da, çoğu kullanamıyor. Kullanmayınca da, yönünü bulamıyor.
—Neden ki evlat?
— Ailenin ilgisizliği ve çevrenin olumsuz etkileri gibi bazı sebepler varsa da, bu daha çok nasip meselesi amca, nasip meselesi...
—Seni çok sevdim, ara sıra uğrasan da sohbet etsek, ben hep bu camideyim.
—Ben de sizi sevdim, inşallah tekrar geleceğim, sizinle sohbet etmek çok güzel. Allahaısmarladık.
—Doğrusu, yıllar var, ben de senin gibi akıllı bir delikanlıyla sohbet etmemiştim. Çok sevindim, var git selametle, gene gel sohbet edelim seninle.
Hamdi amca, hakikaten de yıllardır dişe dokunur bir gençle karşılaşmamıştı. Mücahit’in dediklerini düşünüp, (Gençliğinden beklenmeyecek laflar etti, çok şaşırdım doğrusu, demek hâlâ böyle evlatlar yetişiyormuş) demekten kendini alamadı.
Z. ALKAN
[/color]
Konular
- Yaptıklarımızın Hesabını Vermeye Hazırlıklı Mısınız.
- Kur'an Nasıl Bir Devlet Yönetimini Öneriyor.
- Kendimize Rab lar Edindiğimizin Farkında Bile Değiliz.
- Sesli düşler
- Ömürden Kaybolan Bir Senemiz
- Yardıma ihtiyacım var
- Hakan Kenan Hoca
- Türkiye'nin Gururu Lingerium
- Zorunlu Trafik Sigortası
- Kur'an ın Bizlere İndirilme Amacını Doğru Anlamalıyız.
- Rivayetleri Aklamak Adına, Kur'an a Saygısızlık Yapmayalım.
- Allah ın Affetmesi, Şefaati Konusunu Nasıl Anlamalıyız.
- Hac Suresi 47, Zümer Suresi 42. Ayetlerin. Ölüm Ve Rüya İlişkisi.
- Allah ın Sınırlarını Aşarak, Kafirlerden Olmak İstemiyorsak.
- Kur'an neden arapça indirilmiştir. Zuhruf 2-3. Fussilet 44. Ayet.
- Elbette tek vatan bö-lü-ne-me----yiz
- Bizleri dinden saptıran en büyük yanlışımız.
- Çalışanlarınızın network trafiğini DeskGate ile inceleyin
- DeskGate en iyi sirket guvenlik programi
- Pekala ölmüyormuyuz
- Siber saldırı ve afetlere karşı veri yedekleme yazılımı DeskGate
- Işsizlik sel gibi
- Ad adres telefon
- Nuhilik (noahidizm)
- Isa beklenen yahudi mesih midir?
- Cümle kapısı..
- Karagöz İle Hacivat Konuşmaları 3
- Nasreddin Hoca Fıkraları
- Allah ın resulünün bizlere örnek oluşunu, hangi kaynaktan öğrenmeliyiz?
- Ayşecik İle Yasemin Sultan