Tarhana Çorbası Tarifi

Fatih’in üstüne akşam çökerken...
Ara sokaklarına bacalardan tüten dumanın ve Haliç’in kokusu sinmişken...
Biz her zamanki dakikliğimizle...
Ezan okundu okunacak...
Koşuşturan kalabalıkta ulvi bir sessizlik...
Elimizde sıcak pide...
Biraz sonra tarhana çorbası, zeytin ve gerisi hikâye bir sofraya doğru...
Aşkımızın ışığı ve ateşiyle...
***
Her hücremizin kalp atışı gibi çırpındığı zamanlardı...
Ne sofraydı ama...
Yarı bodrum dairenin saray konforunda dünyayı kurtaracak kadar gençtik...
Tarhana çorbasıydı en nefisinden...
Yanında sevgilisi zeytin...
Gerisi hikâye.
Sofrada “biz” vardık.
Dünyayı kurtaracak kadar gençtik.
Kral sofrasında lezzettik!
***
Ardından bir bardak demli çaya teslim olurduk.
Muhabbetin koynunda, mehabetli bir tabloydu ki bu; ölçülemez ve tartılamazdı.
Yerçekimini kızdırıyorduk, bulutlarda yüzerken...
Avize yoktu tavanda; en fazla bir ampul sallanan ve ama gözlerimiz aydınlatıyordu hazirunun ruhlarını...
Sadece bizim değil, tarhana çorbasıyla zeytinin de şükrettiği sofralardı...
***
Şimdi üstümüze akşam çökerken...
Kuş sütünün eksik olduğu sofralarda, “tarhana çorbası”nın zenginliğini arıyoruz.
Zeytinin en pahalısını buluyoruz hep; daha pahalısını...
Lezzeti bulamıyoruz nedense...
Çayın haysiyetiyle oynadık fincanlara hapsedip...
Dünyayı kurtaracak heyecan, kendimizi kurtarma telaşına esir oldu...
Haliç kokmuyor artık... İyi...
Doğalgazdan beri duman tüten bacalar da yok...
Telaşlı yürüyüşler, lüks otomobillerin içinde trafiğe takıldı...
Ya erken gidiyoruz artık; çok erken...
Ya da hep geç kalıyoruz...
Hayata.
***
Bir lezzet problemi var çözemediğimiz...
Ah o tarhana çorbasının tarifini bir bulsak...

Murat Başaran